İçindekiler
KELEBEĞİN DOĞUŞUBölüm 2 - Part 2

Bölüm 2 - Part 2

Kelebekler – Bağlantı

Duştan ilk çıkan Ada oldu.

Saçlarını havluyla kurulayarak salona döndüğünde güneş perdelerin arasından keskin çizgiler hâlinde içeri giriyordu. Öğleden sonra ilerlemişti. Dışarıdaki sıcaklık hâlâ yüksekti fakat salonun içindeki hava serin ve ağırdı.

Rüzgâr, Ada'nın bilgisayarında açık duran şirket kayıtlarını inceliyordu.

Ege birkaç dakika sonra geldi. Islak saçlarını geriye doğru taramış, üzerine temiz bir tişört geçirmişti.

Ada koltuğuna oturdu.

"Bir şey buldum."

Rüzgâr hemen doğruldu.

Ada ekrandaki şirketlerden birini gösterdi.

"Kaçışta kullanılan aracın son kayıtlı sahibi Beren Taşımacılık. Şirket dokuz ay önce kurulmuş, beş ay önce devredilmiş. Kâğıt üzerinde sahibi altmış sekiz yaşında emekli bir adam."

"Paravan," dedi Rüzgâr.

"Büyük ihtimalle. Fakat şirketin ilk sermayesi, Arven Dış Ticaret adlı başka bir firmadan gelmiş."

Ege ekranı görebilmek için yaklaştı.

"Arven kimin?"

"Resmî kayıtlarda iki ortak var. İkisi de yurt dışında görünüyor. Şirketin hukuk işlerini ise babamızın bürosuyla bağlantılı başka bir hukuk ofisi yürütmüş."

Ege kaşlarını çattı.

"Babamın mı?"

"Doğrudan değil. Eski ortaklarından birinin ofisi."

Rüzgâr sabırsızlandı.

"Bunun bize faydası ne?"

Ada başka bir dosya açtı.

"Arven'in üç yıl önce açtığı bir depo davası var. Dosyaya eklenen belgelerin bir kısmı taranmamış. Ama taraflardan birinin adı dikkatimi çekti."

Ekrandaki satırı işaret etti.

Demir Kozmetik Sanayi A.Ş.

Rüzgâr bir süre ekrana baktı.

Yüzündeki ifade değişmedi ancak parmakları koltuğun kenarında sıkılaştı.

"Babamın şirketi."

"Evet."

Ege sessizce yanlarına oturdu.

"Bu ne anlama geliyor?"

Ada hemen cevap vermedi.

"Henüz hiçbir şey. Büyük şirketler aynı lojistik firmalarıyla çalışabilir. Aynı davada isimlerinin geçmesi suç bağlantısı olduğu anlamına gelmez."

Rüzgâr ekrandan gözünü ayırmadı.

"Miray'ın çeteler hakkında araştırma yaptığını söylemiştik."

Ada ona baktı.

"Söyledik."

"Belki Hayalet'i de araştırmıştır."

Ada'nın yüzü sertleşti.

"Bir gün içinde iki kez hayatımızı kurtarması ve kimliklerimizi bulması, söylediği her şeye güveneceğimiz anlamına gelmiyor."

"Güvenmek zorunda değiliz," dedi Ege. "Soru sorarız."

Ada kardeşine döndü.

"Senin soru sorma biçimini biliyorum."

"Oldukça etkili bir yöntemim var."

"Gülümsüyorsun."

"İnsanlar bağırılınca daha dürüst olmuyor."

"Sen de güzel bulduğun herkesi güvenilir sanıyorsun."

Ege'nin yüzündeki hafif ifade kayboldu.

"Miray'a güveniyorum demedim."

"Ama güvenmek istiyorsun."

Rüzgâr ikisinin arasına girdi.

"Yeter."

Sesi yüksek değildi ama ikisini de susturdu.

"Miray bir şey biliyorsa öğreniriz. Bilmiyorsa zaman kaybetmiş oluruz. Şu anda elimizde daha iyi bir yol yok."

Ada birkaç saniye düşündü.

"Onunla ofiste konuşamayız."

"Konuşmanın tamamını orada yapmayız," dedi Ege. "Önce ne bildiğini öğreniriz."

Ada bilgisayarı kapattı.

"Peki. Ama konuşmayı sen yönetmeyeceksin."

Ege kaşlarını kaldırdı.

"Neden?"

"Çünkü onun yanında beyninin bazı bölümleri çalışmayı bırakıyor."

"Bilimsel dayanağı var mı?"

"Gözlem."

Rüzgâr ayağa kalktı.

"Gidelim."

Miray - Kayıt Dışı

Günün bitmesine bir saatten az kalmıştı. Yaşananlardan sonra işine odaklanmakta zorlanmış, aynı dosyayı birkaç kez okumak zorunda kalmıştı.

Sami'nin adamlarının yüzleri zihninden gitmiyordu.

Sopayı savurduğu anı düşündükçe parmakları istemsizce kasılıyordu.

Bir insanın başına bütün gücüyle vurmanın nasıl hissettireceğini daha önce hiç düşünmemişti. Şimdi düşünmemeye çalışıyordu.

Koridordaki hareket dikkatini çektiğinde başını kaldırdı.

Ege, Ada ve Rüzgâr birlikte ona doğru geliyordu.

Ege her zamanki rahatlığıyla yürüyordu fakat yüzündeki gülümseme bu kez daha küçüktü. Ada'nın bakışları doğrudan Miray'ın üzerindeydi. Rüzgâr ise çevresindeki insanları fark etmiyormuş gibi ilerliyordu.

Miray bardağını masaya bıraktı.

Onların geri döneceğini biliyordu.

Bu kadar erken beklemiyordu.

Ege masasına yaklaştığında kısa bir selam verdi.

"Rahatsız ediyoruz."

"Bunu söylemeniz genellikle rahatsız etmeyeceğiniz anlamına gelmiyor," dedi Miray.

Ege'nin dudakları kıvrıldı.

Ada karşıdaki sandalyeye oturdu. Rüzgâr başka bir masadan sandalye çekerek yanlarına geldi.

Miray bakışlarını üçünün üzerinde gezdirdi.

"Ne öğrenmek istiyorsunuz?"

Rüzgâr doğrudan konuya girdi.

"Hayalet Çete."

Miray'ın yüzündeki hafif ifade silindi.

Parmakları masanın üzerindeki kalemin çevresinde durdu.

"Bu isme nereden ulaştınız?"

"Sami'nin kaçışından."

Miray birkaç saniye boyunca Rüzgâr'a baktı.

Ardından bilgisayarının ekranını kapattı.

"Burada konuşmak doğru değil."

Ada çevredeki masalara baktı. Çalışanların çoğu işlerine odaklanmıştı.

"Önce bize bir şey bilip bilmediğini söyle."

Miray arkasına yaslandı.

"Bir şeyler biliyorum."

Rüzgâr'ın dikkati keskinleşti.

"Ne kadar?"

"Hayalet hakkında kimsenin çok şey bildiğini sanmıyorum."

"Liderini biliyor musun?"

Soru masaya bırakılmış keskin bir nesne gibi aralarında durdu.

Miray hemen cevap vermedi.

Ege onu dikkatle izliyordu. Ada'nın elleri kucağında birleşmişti. Rüzgâr ise gözünü kırpmadan bekliyordu.

"Bir isim biliyorum," dedi Miray sonunda.

"İsimle lider aynı şey değil," dedi Ada.

"Değil."

"Ne kadar eminsin?"

Miray gözlerini ona çevirdi.

"Birinin bana söylediği bir söylentiden bahsetmiyorum. Üç ayrı dosyanın aynı kişide birleşmesinden bahsediyorum."

Rüzgâr öne eğildi.

"Anlat."

Miray masasındaki çekmeceyi açtı. İçinden küçük bir not defteri çıkardı.

Sayfaları hızla çevirdi.

"İki yıl önce limanda yakalanan bir konteyner vardı. Resmî kayıtlarda kozmetik ham maddesi taşıdığı yazıyordu. İçinden silah parçaları çıktı. Konteyneri gönderen şirket üç hafta sonra kapandı."

Ada'nın bakışları keskinleşti.

"Şirketin sahibi?"

"Bir paravan isim. Fakat şirketin kuruluş sermayesi, Arven Dış Ticaret üzerinden aktarılmış."

Rüzgâr ile Ada kısa bir bakış paylaştı.

Miray bunu fark etti.

"Arven'i bulmuşsunuz."

Ada cevap vermedi.

Miray devam etti.

"İkinci dosya, üç yıl önce kaybolan bir muhasebeciye ait. Adam, Hayalet'e bağlı birkaç şirketin hesaplarını tutuyordu. Kaybolmadan önce kardeşine şifreli bir bellek bırakmış. Belleğin büyük bölümü silinmişti ama bazı ödeme tabloları kurtarıldı."

"Bellek sende mi?" diye sordu Rüzgâr.

"Hayır. Bir kopyasını gördüm."

"Nerede?"

"Bu bilgi şimdilik bende kalacak."

Rüzgâr'ın çenesi gerildi.

Ada araya girdi.

"Devam et."

"Tablolarda isimler yoktu. Yalnızca baş harfler ve kodlar vardı. Ancak ödemelerden biri her ay aynı gün, Demir Kozmetik'in yan kuruluşlarından birinin hesabından çıkıyordu."

Ege ilk kez konuştu.

"Büyük bir şirketin hesabından para çıkması babasının çete lideri olduğunu kanıtlamaz."

Miray başını salladı.

"Kanıtlamaz. Bu yüzden üçüncü izi araştırdım."

Not defterinden katlanmış bir kâğıt çıkardı.

Kâğıdın üzerinde karanlık ve grenli bir fotoğraf vardı.

Bir otelin servis girişinde çekilmişti. Fotoğrafta dört erkek görünüyordu. İkisinin yüzü net değildi. Üçüncüsü, daha önce birkaç kaçakçılık dosyasında adı geçen bir çete yöneticisiydi.

Dördüncü kişi ise kameraya yarı dönük duruyordu.

Rüzgâr kâğıdı eline aldığında parmakları hareketsiz kaldı.

Fotoğraftaki adamı tanımak için yüzünün net görünmesine ihtiyacı yoktu.

Duruşunu, omuzlarını, saçlarını ve sağ elini ceketinin cebine koyma biçimini biliyordu.

Ersin Demir.

Babası.

Fotoğrafın köşesinde tarih vardı.

Sami'nin yakalanmasından üç hafta önce.

Rüzgâr uzun süre konuşmadı.

Ege kâğıdı ondan alıp inceledi. Ada sandalyesini yaklaştırdı.

"Bu fotoğraf nereden?" diye sordu.

"Otelin eski güvenlik arşivinden," dedi Miray. "Kayıt iki gün sonra silinmiş. Fakat teknik ekipten biri sistem değiştirilirken yedek almış."

"Bu adamın Hayalet'le bağlantılı olduğunu nereden biliyorsun?" Ada, fotoğraftaki diğer adamı işaret ediyordu.

"Üç farklı operasyonda aynı isim ortaya çıktı. Kendisi doğrudan suç işlemiyor. Toplantıları düzenliyor, para akışını koordine ediyor. Hayalet'in üst kadrosundan olduğu düşünülüyor."

Rüzgâr fotoğrafı yeniden aldı.

"Düşünülüyor."

Miray ona baktı.

"Evet. Çünkü elimde mahkemeye sunulabilecek bir dosya yok. Ama bu fotoğraf, ödeme kayıtları ve Arven bağlantısı aynı kişiyi gösteriyor."

"Kim?"

Miray'ın sesi alçaldı.

"Ersin Demir."

Rüzgâr'ın yüzünde önce hiçbir şey olmadı.

Ardından gözlerini fotoğraftan kaldırdı.

"Bir isim benzerliği olabilir."

Miray'ın bakışları değişmedi.

"Fotoğraftaki kişi baban."

"Bunu biliyorum."

"Şirket de onun."

"Bunu da biliyorum."

Rüzgâr'ın sesi yükselmiyordu. Tam tersine, her kelimeyi gereğinden fazla kontrollü söylüyordu.

"Bilmediğim şey, bunların onu çete lideri yapıp yapmadığı."

"Tek başına yapmaz."

"Öyleyse bana kesinmiş gibi söyleme."

Miray birkaç saniye sustu.

"Haklısın."

Bu cevap Rüzgâr'ın beklediği bir şey değildi.

Miray fotoğrafı işaret etti.

"Bunlar suçlama için yeterli değil. Ama araştırmaya devam etmek için fazlasıyla yeterli. Ben araştırdım. Ersin Demir'in adı görünür olduğu her noktada kayıtlar kısa süre içinde temizlendi. Görüştüğü kişiler ortadan kayboldu ya da başka ülkelere gitti. Şirketleri birbirinden bağımsızmış gibi gösterildi. Bu kadar düzenli bir tesadüf olmaz."

Ada, Miray'ı dikkatle izledi.

"Lider olduğunu nasıl çıkardın?"

"Çünkü bütün para akışlarında son onay ona ait. Doğrudan imzası yok ama kararlar onun programına göre alınmış. Ersin Demir şehir dışındayken sevkiyatlar durmuş. İstanbul'a döndüğü gün tekrar başlamış. Ayrıca alt grupların yöneticileri yalnızca onun bulunduğu toplantılarda aynı masaya oturmuş."

Rüzgâr fotoğrafı ikiye katlamadı, yırtmadı veya masaya fırlatmadı.

Kâğıdı dikkatlice önüne bıraktı.

"Bunun bir kopyasını alıyorum."

Miray başını salladı.

"Alabilirsin."

Rüzgâr ayağa kalktı.

Ege de doğruldu.

Ada yerinden kalkmadan önce Miray'a baktı.

"Bu bilgileri başka kim biliyor?"

"Parçaları bilen insanlar var. Tam bağlantıyı kuran birini bilmiyorum."

"Notlarının kopyası var mı?"

"Evet."

"Nerede?"

Miray cevap vermedi.

Ada'nın yüzünde tehdit değil, hesap yapan bir ifade vardı.

"Bunlar yanlış insanların eline geçerse yalnızca bizi değil, seni de öldürürler."

"Biliyorum."

"Bildiğinden emin değilim."

Ege kardeşinin koluna dokundu.

"Gidelim."

Rüzgâr hiçbir şey söylemeden koridora yöneldi.

Ege birkaç adım sonra Miray'a döndü.

"Bize yardım ettiğin için teşekkür ederim."

Miray, Rüzgâr'ın uzaklaşan sırtına baktı.

"Henüz yardım edip etmediğimi bilmiyoruz."

Rüzgâr - Kendime Dönünce

Eve dönüş yolunda kimse konuşmadı.

Rüzgâr arka koltukta oturuyor, Miray'ın verdiği fotoğrafa bakıyordu. Fotoğrafta babasının yalnızca yarım profili görünüyordu ama o görüntü, yıllardır bildiği adamı yabancılaştırmaya yetmişti.

Ersin'in geçmişte yaptığı iş toplantılarını, aniden çıktığı seyahatleri, gece yarısı gelen telefonları düşündü.

Bunların hiçbiri tek başına şüpheli değildi.

Ama bir insanın hayatına kuşkuyla bakmaya başladığınızda, en sıradan ayrıntılar bile biçim değiştiriyordu.

Ege dikiz aynasından ona baktı.

"İyi misin?"

Rüzgâr fotoğrafı katladı.

"Hayır."

"Miray yanılıyor olabilir."

"Olabilir."

Ada direksiyondaydı.

"Önce doğrulayacağız."

Rüzgâr pencereden dışarı baktı.

"Ya doğruysa?"

Ada cevap vermeden önce birkaç saniye bekledi.

"O zaman da önce doğrulayacağız."

Bölüm sonu

Bölüm 2 - Part 2

Kelebekler – Bağlantı

Duştan ilk çıkan Ada oldu.

Saçlarını havluyla kurulayarak salona döndüğünde güneş perdelerin arasından keskin çizgiler hâlinde içeri giriyordu. Öğleden sonra ilerlemişti. Dışarıdaki sıcaklık hâlâ yüksekti fakat salonun içindeki hava serin ve ağırdı.

Rüzgâr, Ada'nın bilgisayarında açık duran şirket kayıtlarını inceliyordu.

Ege birkaç dakika sonra geldi. Islak saçlarını geriye doğru taramış, üzerine temiz bir tişört geçirmişti.

Ada koltuğuna oturdu.

"Bir şey buldum."

Rüzgâr hemen doğruldu.

Ada ekrandaki şirketlerden birini gösterdi.

"Kaçışta kullanılan aracın son kayıtlı sahibi Beren Taşımacılık. Şirket dokuz ay önce kurulmuş, beş ay önce devredilmiş. Kâğıt üzerinde sahibi altmış sekiz yaşında emekli bir adam."

"Paravan," dedi Rüzgâr.

"Büyük ihtimalle. Fakat şirketin ilk sermayesi, Arven Dış Ticaret adlı başka bir firmadan gelmiş."

Ege ekranı görebilmek için yaklaştı.

"Arven kimin?"

"Resmî kayıtlarda iki ortak var. İkisi de yurt dışında görünüyor. Şirketin hukuk işlerini ise babamızın bürosuyla bağlantılı başka bir hukuk ofisi yürütmüş."

Ege kaşlarını çattı.

"Babamın mı?"

"Doğrudan değil. Eski ortaklarından birinin ofisi."

Rüzgâr sabırsızlandı.

"Bunun bize faydası ne?"

Ada başka bir dosya açtı.

"Arven'in üç yıl önce açtığı bir depo davası var. Dosyaya eklenen belgelerin bir kısmı taranmamış. Ama taraflardan birinin adı dikkatimi çekti."

Ekrandaki satırı işaret etti.

Demir Kozmetik Sanayi A.Ş.

Rüzgâr bir süre ekrana baktı.

Yüzündeki ifade değişmedi ancak parmakları koltuğun kenarında sıkılaştı.

"Babamın şirketi."

"Evet."

Ege sessizce yanlarına oturdu.

"Bu ne anlama geliyor?"

Ada hemen cevap vermedi.

"Henüz hiçbir şey. Büyük şirketler aynı lojistik firmalarıyla çalışabilir. Aynı davada isimlerinin geçmesi suç bağlantısı olduğu anlamına gelmez."

Rüzgâr ekrandan gözünü ayırmadı.

"Miray'ın çeteler hakkında araştırma yaptığını söylemiştik."

Ada ona baktı.

"Söyledik."

"Belki Hayalet'i de araştırmıştır."

Ada'nın yüzü sertleşti.

"Bir gün içinde iki kez hayatımızı kurtarması ve kimliklerimizi bulması, söylediği her şeye güveneceğimiz anlamına gelmiyor."

"Güvenmek zorunda değiliz," dedi Ege. "Soru sorarız."

Ada kardeşine döndü.

"Senin soru sorma biçimini biliyorum."

"Oldukça etkili bir yöntemim var."

"Gülümsüyorsun."

"İnsanlar bağırılınca daha dürüst olmuyor."

"Sen de güzel bulduğun herkesi güvenilir sanıyorsun."

Ege'nin yüzündeki hafif ifade kayboldu.

"Miray'a güveniyorum demedim."

"Ama güvenmek istiyorsun."

Rüzgâr ikisinin arasına girdi.

"Yeter."

Sesi yüksek değildi ama ikisini de susturdu.

"Miray bir şey biliyorsa öğreniriz. Bilmiyorsa zaman kaybetmiş oluruz. Şu anda elimizde daha iyi bir yol yok."

Ada birkaç saniye düşündü.

"Onunla ofiste konuşamayız."

"Konuşmanın tamamını orada yapmayız," dedi Ege. "Önce ne bildiğini öğreniriz."

Ada bilgisayarı kapattı.

"Peki. Ama konuşmayı sen yönetmeyeceksin."

Ege kaşlarını kaldırdı.

"Neden?"

"Çünkü onun yanında beyninin bazı bölümleri çalışmayı bırakıyor."

"Bilimsel dayanağı var mı?"

"Gözlem."

Rüzgâr ayağa kalktı.

"Gidelim."

Miray - Kayıt Dışı

Günün bitmesine bir saatten az kalmıştı. Yaşananlardan sonra işine odaklanmakta zorlanmış, aynı dosyayı birkaç kez okumak zorunda kalmıştı.

Sami'nin adamlarının yüzleri zihninden gitmiyordu.

Sopayı savurduğu anı düşündükçe parmakları istemsizce kasılıyordu.

Bir insanın başına bütün gücüyle vurmanın nasıl hissettireceğini daha önce hiç düşünmemişti. Şimdi düşünmemeye çalışıyordu.

Koridordaki hareket dikkatini çektiğinde başını kaldırdı.

Ege, Ada ve Rüzgâr birlikte ona doğru geliyordu.

Ege her zamanki rahatlığıyla yürüyordu fakat yüzündeki gülümseme bu kez daha küçüktü. Ada'nın bakışları doğrudan Miray'ın üzerindeydi. Rüzgâr ise çevresindeki insanları fark etmiyormuş gibi ilerliyordu.

Miray bardağını masaya bıraktı.

Onların geri döneceğini biliyordu.

Bu kadar erken beklemiyordu.

Ege masasına yaklaştığında kısa bir selam verdi.

"Rahatsız ediyoruz."

"Bunu söylemeniz genellikle rahatsız etmeyeceğiniz anlamına gelmiyor," dedi Miray.

Ege'nin dudakları kıvrıldı.

Ada karşıdaki sandalyeye oturdu. Rüzgâr başka bir masadan sandalye çekerek yanlarına geldi.

Miray bakışlarını üçünün üzerinde gezdirdi.

"Ne öğrenmek istiyorsunuz?"

Rüzgâr doğrudan konuya girdi.

"Hayalet Çete."

Miray'ın yüzündeki hafif ifade silindi.

Parmakları masanın üzerindeki kalemin çevresinde durdu.

"Bu isme nereden ulaştınız?"

"Sami'nin kaçışından."

Miray birkaç saniye boyunca Rüzgâr'a baktı.

Ardından bilgisayarının ekranını kapattı.

"Burada konuşmak doğru değil."

Ada çevredeki masalara baktı. Çalışanların çoğu işlerine odaklanmıştı.

"Önce bize bir şey bilip bilmediğini söyle."

Miray arkasına yaslandı.

"Bir şeyler biliyorum."

Rüzgâr'ın dikkati keskinleşti.

"Ne kadar?"

"Hayalet hakkında kimsenin çok şey bildiğini sanmıyorum."

"Liderini biliyor musun?"

Soru masaya bırakılmış keskin bir nesne gibi aralarında durdu.

Miray hemen cevap vermedi.

Ege onu dikkatle izliyordu. Ada'nın elleri kucağında birleşmişti. Rüzgâr ise gözünü kırpmadan bekliyordu.

"Bir isim biliyorum," dedi Miray sonunda.

"İsimle lider aynı şey değil," dedi Ada.

"Değil."

"Ne kadar eminsin?"

Miray gözlerini ona çevirdi.

"Birinin bana söylediği bir söylentiden bahsetmiyorum. Üç ayrı dosyanın aynı kişide birleşmesinden bahsediyorum."

Rüzgâr öne eğildi.

"Anlat."

Miray masasındaki çekmeceyi açtı. İçinden küçük bir not defteri çıkardı.

Sayfaları hızla çevirdi.

"İki yıl önce limanda yakalanan bir konteyner vardı. Resmî kayıtlarda kozmetik ham maddesi taşıdığı yazıyordu. İçinden silah parçaları çıktı. Konteyneri gönderen şirket üç hafta sonra kapandı."

Ada'nın bakışları keskinleşti.

"Şirketin sahibi?"

"Bir paravan isim. Fakat şirketin kuruluş sermayesi, Arven Dış Ticaret üzerinden aktarılmış."

Rüzgâr ile Ada kısa bir bakış paylaştı.

Miray bunu fark etti.

"Arven'i bulmuşsunuz."

Ada cevap vermedi.

Miray devam etti.

"İkinci dosya, üç yıl önce kaybolan bir muhasebeciye ait. Adam, Hayalet'e bağlı birkaç şirketin hesaplarını tutuyordu. Kaybolmadan önce kardeşine şifreli bir bellek bırakmış. Belleğin büyük bölümü silinmişti ama bazı ödeme tabloları kurtarıldı."

"Bellek sende mi?" diye sordu Rüzgâr.

"Hayır. Bir kopyasını gördüm."

"Nerede?"

"Bu bilgi şimdilik bende kalacak."

Rüzgâr'ın çenesi gerildi.

Ada araya girdi.

"Devam et."

"Tablolarda isimler yoktu. Yalnızca baş harfler ve kodlar vardı. Ancak ödemelerden biri her ay aynı gün, Demir Kozmetik'in yan kuruluşlarından birinin hesabından çıkıyordu."

Ege ilk kez konuştu.

"Büyük bir şirketin hesabından para çıkması babasının çete lideri olduğunu kanıtlamaz."

Miray başını salladı.

"Kanıtlamaz. Bu yüzden üçüncü izi araştırdım."

Not defterinden katlanmış bir kâğıt çıkardı.

Kâğıdın üzerinde karanlık ve grenli bir fotoğraf vardı.

Bir otelin servis girişinde çekilmişti. Fotoğrafta dört erkek görünüyordu. İkisinin yüzü net değildi. Üçüncüsü, daha önce birkaç kaçakçılık dosyasında adı geçen bir çete yöneticisiydi.

Dördüncü kişi ise kameraya yarı dönük duruyordu.

Rüzgâr kâğıdı eline aldığında parmakları hareketsiz kaldı.

Fotoğraftaki adamı tanımak için yüzünün net görünmesine ihtiyacı yoktu.

Duruşunu, omuzlarını, saçlarını ve sağ elini ceketinin cebine koyma biçimini biliyordu.

Ersin Demir.

Babası.

Fotoğrafın köşesinde tarih vardı.

Sami'nin yakalanmasından üç hafta önce.

Rüzgâr uzun süre konuşmadı.

Ege kâğıdı ondan alıp inceledi. Ada sandalyesini yaklaştırdı.

"Bu fotoğraf nereden?" diye sordu.

"Otelin eski güvenlik arşivinden," dedi Miray. "Kayıt iki gün sonra silinmiş. Fakat teknik ekipten biri sistem değiştirilirken yedek almış."

"Bu adamın Hayalet'le bağlantılı olduğunu nereden biliyorsun?" Ada, fotoğraftaki diğer adamı işaret ediyordu.

"Üç farklı operasyonda aynı isim ortaya çıktı. Kendisi doğrudan suç işlemiyor. Toplantıları düzenliyor, para akışını koordine ediyor. Hayalet'in üst kadrosundan olduğu düşünülüyor."

Rüzgâr fotoğrafı yeniden aldı.

"Düşünülüyor."

Miray ona baktı.

"Evet. Çünkü elimde mahkemeye sunulabilecek bir dosya yok. Ama bu fotoğraf, ödeme kayıtları ve Arven bağlantısı aynı kişiyi gösteriyor."

"Kim?"

Miray'ın sesi alçaldı.

"Ersin Demir."

Rüzgâr'ın yüzünde önce hiçbir şey olmadı.

Ardından gözlerini fotoğraftan kaldırdı.

"Bir isim benzerliği olabilir."

Miray'ın bakışları değişmedi.

"Fotoğraftaki kişi baban."

"Bunu biliyorum."

"Şirket de onun."

"Bunu da biliyorum."

Rüzgâr'ın sesi yükselmiyordu. Tam tersine, her kelimeyi gereğinden fazla kontrollü söylüyordu.

"Bilmediğim şey, bunların onu çete lideri yapıp yapmadığı."

"Tek başına yapmaz."

"Öyleyse bana kesinmiş gibi söyleme."

Miray birkaç saniye sustu.

"Haklısın."

Bu cevap Rüzgâr'ın beklediği bir şey değildi.

Miray fotoğrafı işaret etti.

"Bunlar suçlama için yeterli değil. Ama araştırmaya devam etmek için fazlasıyla yeterli. Ben araştırdım. Ersin Demir'in adı görünür olduğu her noktada kayıtlar kısa süre içinde temizlendi. Görüştüğü kişiler ortadan kayboldu ya da başka ülkelere gitti. Şirketleri birbirinden bağımsızmış gibi gösterildi. Bu kadar düzenli bir tesadüf olmaz."

Ada, Miray'ı dikkatle izledi.

"Lider olduğunu nasıl çıkardın?"

"Çünkü bütün para akışlarında son onay ona ait. Doğrudan imzası yok ama kararlar onun programına göre alınmış. Ersin Demir şehir dışındayken sevkiyatlar durmuş. İstanbul'a döndüğü gün tekrar başlamış. Ayrıca alt grupların yöneticileri yalnızca onun bulunduğu toplantılarda aynı masaya oturmuş."

Rüzgâr fotoğrafı ikiye katlamadı, yırtmadı veya masaya fırlatmadı.

Kâğıdı dikkatlice önüne bıraktı.

"Bunun bir kopyasını alıyorum."

Miray başını salladı.

"Alabilirsin."

Rüzgâr ayağa kalktı.

Ege de doğruldu.

Ada yerinden kalkmadan önce Miray'a baktı.

"Bu bilgileri başka kim biliyor?"

"Parçaları bilen insanlar var. Tam bağlantıyı kuran birini bilmiyorum."

"Notlarının kopyası var mı?"

"Evet."

"Nerede?"

Miray cevap vermedi.

Ada'nın yüzünde tehdit değil, hesap yapan bir ifade vardı.

"Bunlar yanlış insanların eline geçerse yalnızca bizi değil, seni de öldürürler."

"Biliyorum."

"Bildiğinden emin değilim."

Ege kardeşinin koluna dokundu.

"Gidelim."

Rüzgâr hiçbir şey söylemeden koridora yöneldi.

Ege birkaç adım sonra Miray'a döndü.

"Bize yardım ettiğin için teşekkür ederim."

Miray, Rüzgâr'ın uzaklaşan sırtına baktı.

"Henüz yardım edip etmediğimi bilmiyoruz."

Rüzgâr - Kendime Dönünce

Eve dönüş yolunda kimse konuşmadı.

Rüzgâr arka koltukta oturuyor, Miray'ın verdiği fotoğrafa bakıyordu. Fotoğrafta babasının yalnızca yarım profili görünüyordu ama o görüntü, yıllardır bildiği adamı yabancılaştırmaya yetmişti.

Ersin'in geçmişte yaptığı iş toplantılarını, aniden çıktığı seyahatleri, gece yarısı gelen telefonları düşündü.

Bunların hiçbiri tek başına şüpheli değildi.

Ama bir insanın hayatına kuşkuyla bakmaya başladığınızda, en sıradan ayrıntılar bile biçim değiştiriyordu.

Ege dikiz aynasından ona baktı.

"İyi misin?"

Rüzgâr fotoğrafı katladı.

"Hayır."

"Miray yanılıyor olabilir."

"Olabilir."

Ada direksiyondaydı.

"Önce doğrulayacağız."

Rüzgâr pencereden dışarı baktı.

"Ya doğruysa?"

Ada cevap vermeden önce birkaç saniye bekledi.

"O zaman da önce doğrulayacağız."

Bölüm sonu

Sayfa 1 / 44Yana kaydırarak sayfaları çevir

OKUR NOTLARI

Yorumlar

Bu bölümde henüz bir okur notu yok. İlk izi siz bırakın.